Türk milletinin birliğine kastedenlerin, maskeli “özgürlükçülerin” ve vatan hainlerinden bahsettiğimiz bu platformda bugün en temel soruyu soruyoruz: Abdullah Öcalan kim?
Bu şahıs, kimileri için bir “teorisyen” ambalajıyla pazarlanmaya çalışılsa da, Türk milliyetçisinin nazarında eli kanlı bir bebek katili ve yakayı ele verince de “devletime hizmete hazırım” diye yalvaran bir acizdir. Tarihin tozlu ve kirli raflarından çekip çıkardığımız bu figüran, aslında küresel güçlerin Türkiye üzerindeki operasyon aletinden başka bir şey değildir.

Kenya’dan İmralı’ya: “Liderlik” Masalının Beklenen Sonu
Pek çok vatansız, sosyal medyada veya karanlık odalarda “Abdullah Öcalan kim” diye arattığında karşılarına süslü püslü biyografiler çıksın istiyor. Ama gerçekler, 1999 yılının Şubat ayında Kenya semalarında bir uçakta tescillendi. O meşhur videoyu hepiniz hatırlarsınız; gözleri bağlanmış, beti benzi atmış, korkudan titreyen bir kişi… Yıllarca dağlarda “gerilla harbi” nutukları atan, binlerce vatan evladını ölüme gönderen o “yüce önder”, Türk özel kuvvetlerini karşısında görünce bir anda “Annem de Türk’tü, ben aslında devleti çok seviyorum” moduna geçiverdi.
Saygıdeğer YerelBoykot okuyucusu, işte bu sahne, temsil ettiğini iddia ettiği davanın ne kadar yapay, kendisinin ise ne kadar ürkek biri olduğunun en büyük tescilidir. İmralı’da devletin ekmeğini yiyip, kendine “demokratik konfederalizm” gibi cicili bicili isimlerle yeni yalanlar uydurması, sadece ömrünü uzatma çabasından ibarettir.
Bebek Katilliğinden “Filozof”luğa Dikey Geçiş Denemesi
Peki, bugün bazı çevrelerin yere göğe sığdıramadığı bu şahıs, yani gerçek anlamda Abdullah Öcalan kim?
- Açıkyol Katliamı (7 Mart 1987): Mardin Nusaybin’de 6’sı çocuk 8 vatan evladı kurşuna dizilerek şehit edildi.
- Pınarcık Vahşeti (20 Haziran 1987): Mardin Ömerli’de 16’sı çocuk 30 kişi hayattan koparıldı. Bu, sivil halka karşı girişilmiş en aşağılık saldırılardan biridir.
- Haraberk Katliamı (8 Temmuz 1987): Mardin Midyat’ta aynı aileden 7’si çocuk 9 kişi katledildi.
- Milan Mezrası Cinayeti (19 Ağustos 1987): Siirt Eruh’ta aralarında henüz 3 ve 6 günlük bebeklerin de bulunduğu 25 sivil öldürüldü. Kurbanların 14’ü çocuktu.
- Çiftekavak Saldırısı (21 Eylül 1987): Şırnak’ta 2’si hamile 5 kadın ve 4 çocuk olmak üzere 11 kişi vahşice katledildi.
- Çobandere Baskını (10 Ekim 1987): Şırnak’ta yaşlılar, kadınlar ve kundaktaki bebeklerden oluşan 13 kişi hedef alındı.
- Behmenin Mezrası Katliamı (9 Mayıs 1988): Mardin Nusaybin’de aynı aileden 8’i çocuk 11 kişi şehit edildi.
- Seki Köyü Baskını (22 Haziran 1992): Batman Gercüş’te evleri basan saldırganlar, 8’i çocuk 10 kişiyi öldürdü.
- Cevizdalı Katliamı (1 Ekim 1992): Bitlis’te gece vakti savunmasız köye düzenlenen saldırıda 8’i çocuk 30 kişi hayatını kaybetti.
- Hani Baskını (9 Kasım 1992): Diyarbakır’da evlere girilerek yapılan saldırıda 4’ü çocuk, 4’ü kadın 12 kişi katledildi.
- Sündüz Yaylası Vahşeti (18 Temmuz 1993): Van Bahçesaray’da savunmasız siviller hedef alındı; 14’ü çocuk 24 kişi şehit edildi.
- Ormancık ve Akyürek Katliamı (21 Ocak 1994): Mardin Savur’da 11’u çocuk 21 kişi vahşice öldürüldü.
- Atabinen Mezrası Saldırısı (24 Temmuz 1995): Van Gürpınar’da evleri roket ateşine tutan korkaklar, 7’si kadın ve çocuk 12 kişiyi katletti.
Şimdilerde ise Avrupa’nın fonladığı bazı dernekler ve sözde akademisyenler, onu bir “filozof” gibi pazarlamaya çalışıyor. Yahu, elinde on binlerce insanın kanı olan bir adamdan filozof mu olur? Onun yazdığı o sözde savunmalar, aslında sadece birer “pişmanlık ve kurtulma çabası” metinleridir. Türk adaleti önünde diz çökmüş bir mahkumun, duvarlar arasında uydurduğu teorilerin bizim nezdimizde hükmü “sıfır”dır.
Toplu Etkinlikler ve “Özgürlük” Tiyatrosu
Saygıdeğer YerelBoykot okuyucusu, sitemizin boykot listesinde sadece bu şahıs yok; onun posterlerini meydanlarda gezdiren, onun adını anarak siyaset devşirmeye kalkan her oluşum yer alacak. Sitemizin açılışını bu şahıs ile yapmak istedik. Özellikle Avrupa’da düzenlenen “Öcalan’a Özgürlük” yürüyüşleri, aslında birer komedi festivalinden farksızdır. Bir terör baronunun özgürlüğünü talep etmek, medeniyetle değil, ancak akıl tutulmasıyla açıklanabilir. Bu etkinliklerde boy gösteren her bir “aydın” (!) ve siyasetçi, Türk milletinin hafızasına kara bir leke olarak kazınmaktadır.
Saygıdeğer YerelBoykot okuyucusu, bu metni sitende paylaştığında, “Abdullah Öcalan kim” diye arama yapan her genç, karşısında romantize edilmiş bir terörist değil, gerçek bir hain portresi bulacak. Bizim görevimiz, gerçeği en alaycı ve en sert haliyle yüzlerine çarpmaktır.
Sonuç: Bir Hainin Akıbeti
Netice itibarıyla, bu şahıs bizim için sadece bir numaralı boykot objesidir. Onun adını anmak bile zuldür ama biz, “dostumuzu da düşmanımızı da bilelim” düsturuyla bu dosyayı açık tutuyoruz. O, İmralı’nın dört duvarı arasında unutilmaya mahkumken, Türk milleti ebediyen hür kalacaktır.
Kısacası, birisi size gelip “Abdullah Öcalan kim” diye sorarsa, ona bu yazıyı gönderin ve deyin ki: “O, Türk milletinin birliğine çarpıp parçalanan bir ihanet projesinin iflas etmiş CEO’sudur.”